Aydınlık - Hikmet Çiçek
http://www.candundar.com.tr/index.php?Did=5517
sitesinden alınmıştır...
BANKA SOYGUNLARI DOĞU PERİNÇEK'İN "GAZIYLA" MI YAPILDI?
"Hatırla Sevgili"nin hatırlamadıkları
"Hatırla Sevgili" yakın tarihimize neoliberal, Batıcı entel
tayfasının gözüyle bakıyor. Tarihi ters yüz ediyor, çarpıtıyor, sanal
ve yalan bir tarih yaratmaya çalışıyor. İnsan sormadan edemiyor, banka
soygunları, çocuk kaçırma, uçak kaçırma, İsrail'in İstanbul Başkonsolosu
Efraim Elrom'un kaçırılarak öldürülmesi gibi eylemler de Doğu Perinçek'in
"gazıyla" mı yapıldı:
- Doğu Perinçek'in gazına gelip peşine takıldığımızı sanacak, bizim
çocuklar.
- Onlar bizimkiler değil, Doğu Perinçek'in grubu.
- Dizideki "Deniz Gezmiş": Her zamanki Doğu işte.
Yukardaki sözler, 2006 yılında Atv'de yayımlanmaya başlayan, yönetmenliğini
Ümmü Burhan'ın yaptığı Hatırla Sevgili"nin 12 Ekim 2007 günü 36.
bölümünde geçiyor. Dizinin danışmanları neoliberal, Fethullahçı ve
eski solcular arasından özenle seçilmiş. Danışmanlar arasında Yılmaz
Karakoyunlu, Mümtaz'er Türköne, Mustafa Yalçıner, Can Dündar, Ferhat
Kentel gibi isimlerin bulunuyor.
"Hatırla Sevgili", Büyükada'da çocukluk arkadaşı CHP'li savcı
Şevket Gürsoy ile Demokrat Partili ve Adnan Menderes'e yakın bir
milletvekili olan Rıza Ünsal'ın çocuklarının arasında gelişen aşk öyküsü
çevresinde, 27 Mayıs 1960 Devrimi'nden günümüze siyasal gelişmeleri ve
gençlik eylemlerini ana hikâyeye dahil eden bir dizi. Kimilerine "Neydi
o günler" dedirtmek, kimilerini de ekran başında ağlatmak için yapılmış,
bilinen bir Romeo-Jüliet hikayesi. Reytingi de fena değil.
ENTEL TAYFANIN GÖZÜYLE 68
Dizinin 27 Mayıs'a ve sonraki siyasal olaylara bakışı ayrı bir yazı
konusu olacak kadar geniş ve yanlış. Dizi Türkiye'nin 1960'lardan bu yana
geçirdiği siyasal değişime neoliberal, Batıcı entel tayfasının gözüyle
bakıyor. Tarihi ters yüz ediyor, çarpıtıyor, sanal ve yalan bir tarih
yaratmaya çalışıyor.
Dizide konu edilen eylem, Fikir Kulüpleri Federasyonu (FKF) tarafından Tandoğan
Meydanı'nda düzenlenen 19 Mayıs 1969 Gençlik Bayramını Kutlama
Mitingi'dir. FKF'nin başında Yusuf Küpeli bulunmaktadır. Mitingin ön
saflarında bir gençlik önderi olarak Doğu Perinçek de vardır. 1969 Mayıs'ında
Proleter Devrimci Aydınlık ve Aydınlık Sosyalist Dergi bölünmesi henüz
gerçekleşmemiştir. Mitingden sonra Kızılay'a doğru bir yürüyüş yapılır.
Polis yürüyüşün önünü Maltepe Camü'nin orada keser ve aralarında Doğu
Perinçek'in de bulunduğu elli altmış genci gözaltına alır. Gençler iki
gün gözaltında kalırlar. Dizide "Doğu Perinçek'in gazıyla"
yapıldığı söylenen eylem budur.
TİP'TE BİRLİKTE MÜCADELE ETTİLER
"Hatırla Sevgili", 68'in iki gençlik lideri Doğu Perinçek ile
Deniz Gezmiş'i karşı karşıya gösteriyor, tarihi çarpıtıyor. "Hatırla
Sevgili"ye yakın tarihimizi hatırlatmakta yarar var.
Doğu Perinçek, 1968 Mart'ında FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu) daha
sonraki adıyla DEV-GENÇ'in Genel Başkanı olduğu zaman, FKF'den ayrı
Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'nin lideri olduğu halde Deniz Gezmiş'in
de desteğini almıştı. Çünkü DÖB'lüler de Türkiye İşçi Partisi (TİP)
içinde, Milli Demokratik Devrimi savunan devrimci grupta yer alıyorlardı.
FKF yönetimine devrimciler geldikten sonra onlar da katılacaklar, böylece
birleşme olacaktı. Öyle de oldu. Deniz Gezmiş, 7 Şubat 1969 günü Sağmalcılar
Cezaevi'nden Doğu Perinçek'e yazdığı mektupta da DÖB'ün FKF'ye katılması
gerektiğini savunmakta ve "Sen istanbul'a gelip de bizim çocukların
FKF'ye giriş işini bir düzene soksan çok iyi olur" demektedir. Bu
mektuptan birkaç ay sonra da "Hatırla Sevgili"de konu edilen eylem
olacaktır.
Deniz Gezmiş ve Doğu Perinçek o dönemde Bilimsel Sosyalizm saflarında
ortak mücadele içindedirler ve ikisi de TlP üyesidirler.
TARİHİ BİR TOPLANTI
1969 yılının 21 Mayısı'nda Ankara'da Kızılay civarında, Mihri
Belli'nin annesinin evinde tarihi bir toplantı oldu. Toplantıya Mihri Belli,
Deniz Gezmiş, Doğu Perinçek, Mahir Çayan, Gülten Çayan (Mahir Çayan'ın
eşi), Yusuf Küpeli, Cengiz Çandar, Gün Zileli, Mustafa Lütfü Kıyıcı,
Tarık Almaç, Mustafa Kemal Çamkıran, Ömer Özerturgut, ve Oral Çalışlar
katıldı. Bu toplantı, o dönemdeki devrimci gençlik önderlerinin bir
araya geldikleri son toplantı olacaktı.
Toplantının ana gündemi partileşmeydi. Deniz Gezmiş o toplantıda, Perinçek'le
birlikte, partileşmenin şart olduğunu savunur, ancak toplantı sonuç alınmadan
dağılır.
Deniz Gezmiş ile Doğu Perinçek'in buluşmalarında partileşme sorunu sık
sık konuşulur. Bu konuşmaların birinde Deniz Gezmiş, böyle bir devrimci
partiye, istanbul'daki kendi devrimci arkadaş çevresinden o gün için katılabilecek
ancak bir arkadaşı olduğunu söylüyor ve Cihan Alptekin'in adını
veriyordu.
"PARTİM OLSAYDI GİTMEZDİM"
Deniz Gezmiş, Filistin'e gitmeden önce de Doğu Perinçek'in yanına uğrar.
Filistin'e gideceğini söyler. Perinçek buna karşı çıkar... "Sen Türkiye'de
Deniz Gezmiş'sin. Bir gençlik önderisin, etkilisin, Türkiye'deki mücadeleye
çok önemli katkıların oluyor. Gençlik içindeki kitlelerde bir saygınlığın
var. Otoriten var. Herkes seni seviyor. Filistin'de herhangi bir askersin.
Senin gitmeni hiçbir şekilde uygun görmüyorum" der. Deniz'in yanıtı
"Bir partimiz olsaydı bana gitme deseydi gitmezdim. Bana parti diyecekti
ki burada kal, şu görevleri yap. Kaçak duruma düştüm faydalı da olamıyorum"
olur.
KİTLE ÇİZGİSİ- "ÖNCÜ SAVAŞ"
Parti önderliğinden yoksunluk, gençlik kitlelerinin aceleci karakteri, çabuk
parlayıp sönen eylemlere yatkınlık, devrimci saflarda maceracı eğilimler
için elverişli bir ortam oluşturmuştu. 1969 yılı, devrimci gençlik içinde
bireysel terör eğiliminin baş gösterdiği yıldır. Latin Amerika kaynaklı
"Öncü Savaş teorisi", bu ortamda etkili oldu. Carlos Marighella,
Alberto Bayo, Regis Debray, Douglas Bravo gibi yazarların bu yanlış çizgiyi
savunan kitapları, hızla tercüme edilip gençliğe sunuldu. Bu sunuşta,
kapağı kurşun delikli kitaplarıyla dönemin "Ant Yayınları"
olumsuz ve uğursuz bir rol oynadı.
"Öncü savaş" görüşleriyle, kitle çizgisi arasındaki mücadele,
1960'lardaki ideolojik bölünmenin, Milli Demoktratik Devrim Sosyalist Devrim
bölünmesinden sonraki ikinci önemli eksenini oluşturdu. "Devrim
kitlelerin eseri olacaktır" ilkesi unutuldu. Elbette bu, bilimsel
sosyalizmden büyük bir kopuş anlamına geliyordu.1970'lerin başında THKP-C,
THKO gibi örgütler "öncü savaş" pratiğine girdiler. Bilinen
trajik sonuçlar ortaya çıktı.
YILDIRIM TELGRAF; ACELE GEL!
8 Nisan 1971 günü saat 16.30'da Proleter Devrimci Aydınlık dergisinin
Ankara
Adakale Sokak'taki bürosuna bir yıldırım telgraf ulaşır. Deniz Gezmiş'in
Ulucanlar Cezaevi'nden Doğu Perinçek'e gönderdiği telgrafta iki sözcük
vardır: "Acele gel." Perinçek cezaevine ertesi sabah gidebildi.
Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan, Deniz'in yakalanmasından sekiz gün sonra,
Ankara'ya getirilip ifadesi alınır alınmaz, bir tek Doğu Perinçek'e
avukat vekaletnamesi yolladılar. Yaralı olarak yakalanan Yusuf Aslan
hastanede olduğu için Deniz Gezmiş ve Hüseyin inan 25 Mart 1971 günü adına çıkarttıkları
vekaletnameyi Doğu Perinçek'e verirler. Avukatları olmasını isterler.
Deniz yakalandıktan sonra cezaevinde onunla ilk görüşen Doğu Perinçek'tir.
Daha sıkıyönetim ilan edilmemiş ve ilk arananlar listesi açıklanmamıştı.
Doğu Perinçek henüz serbestti. Deniz ve Yusuf ayrı hücrelere konulmuşlardı.
Bunun için cezaevinde açlık grevine gideceklerdi, bunu duyurmasını
istiyorlardı. Perinçek, onların sözcüsü olarak bir basın toplantısı
yapacaktı. 9 Nisan 1971 günü Denizler adına yaptığı basın açıklaması,
yalnızca Proleter Devrimci Aydınlık dergisinde çıktı..
Yaklaşık üç saat süren görüşme Deniz Gezmiş ile Doğu Perinçek'in
son görüşmesi olacaktı.
Perinçek anlatıyor:
"Sonra birlik meselesini konuştuk. Deniz, 'Bir gün hep birleşeceğimizi
düşünerek davrandık, bizler arasında kırıcı olaylar olmaması için özen
gösterdik. Bunları THKO kurulurken ve daha sonraki pratik içinde aramızda
konuştuk' diyerek, 'Bak kamuoyuna açlık grevimizi açıklaman için seni
davet ediyoruz, bizim adımıza senin konuşmanı istiyoruz. Bu, bizim
devrimcilerin birliği konusundaki içtenliğimizin bir ifadesidir' diye konuştu."