Cumhuriyet, 08.05.2004

Yıl 1968. Üniversite öğrencisi Deniz Gezmiş, gazeteci-yazar İlhan Selçuk'a alçak sesle sorar

Deniz Gezmiş'in, TİP Üsküdar İlçe Sekreteri olduktan sonraki ilk siyasi faaliyeti, Çorum işçilerinin çıplak ayakla İstanbul'a yürüyüşü sırasındadır.

'Abi devrim ne zaman olacak' '68'in içinde yer almamak ya da başka türlü davranmak mümkün değildi. O dönemde gençliğin önemli bir bölümü bu hareketin içindeydi. '68 eylemleri, içinde yer alınmaması imkânsız eylemlerdi. Deniz Gezmiş de, işte bu yer alınmaması imkânsız olan eylemlerin içinde ilk önce sempatizan olarak, daha sonra da gençlik lideri olarak yer aldı. Çorum'da Genel-İş Sendikası'na üye 54 temizlik işçisi, Çorum Belediye Başkanı Kemal Demirer'in 72 işçinin işine son vermesi ve işçileri başka bir statüye tabi tutarak ücretlerini 350 liradan 250 liraya indirmek istemesi üzerine, 27 Temmuz 1966 Çarşamba günü, Çorum'dan Ankara'ya kadar sürecek bir yürüyüş başlatır. 3 Ağustos Çarşamba günü, Anıtkabir'e gelen işçiler, yürüyüşü bitirir. 5 Ağustos'ta ise Danıştay'da açtıkları davayı kazanmaları üzerine, işçiler, 8 Ağustos'ta işbaşı yapar. Fakat belediye başkanı, belediyenin geliri olmadığını öne sürerek 10 Ağustos 1966'da Danıştay'ın kararına uymaz. Belediyeye maddi yardım yapması için ABD Cumhurbaşkanı Johnson'a mektup yazdığı için halk, belediye başkanına, ''Johnson Kemal'' lakabını takmıştır.

YALINAYAK YÜRÜYÜŞ

Abdullah Baştürk'ün başkanı olduğu Genel-İş Sendikası'na üye işçiler, Çorum Belediye Başkanı'nın Danıştay'ın kararını uygulamamasını kınamak amacıyla, 15 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yalınayak bir yürüyüş başlatır.

Deniz Gezmiş'in, TİP Üsküdar İlçe Sekreteri olduktan sonraki ilk siyasi faaliyeti, Çorum işçilerinin, bu yürüyüşü sırasındadır. Nurettin Demirdöven, bu olayı şöyle anlatmıştır: Çorum işçilerinin İstanbul'a yaklaştığını öğrendik. Deniz'le birlikte işçileri, Otosan fabrikasının önünde karşılamaya gittik. İşçileri orada karşıladık. Çiçek yaptırmıştık, onu işçilere verdik. Oradan, işçilerle birlikte yürüyerek Üsküdar-Harem yol kavşağına kadar geldik. Üsküdar'da, partililer de katıldı. Daha sonra, vapurlarla karşı yakaya geçildi.

TÜRK-İŞ ÖNÜNDE EYLEM

Gümüşsuyu'nda Türk-İş Birinci Bölge Temsilciliği'nin önüne gelindi. Türk-İş, Amerikan sendikacılığını benimseyen bir tutumda idi o zaman. Halen öyle ya. TİP'in kurucuları da aynı federasyonda ama diğerleri, bunların tutumunu benimsemiyor. TİP'i destekleyici bir sendika kurma çabası içindeydiler. Daha sonra, DİSK'i kurdular. Yürüyüşe katılanların çoğunluğu da bu düşüncede olduğu için, orada, Türk-İş aleyhinde gösteriler oldu. Bu gösteriler, Taksim'deki Atatürk Anıtı'nın orada da devam etti. İsmail Topkar konuşuyordu. Deniz, ajitasyon yaptı. Bunun üzerine diğer arkadaşlar da, Türk-İş aleyhine gösteriye başladılar. Gösterilerin sonunda, polis, Deniz'le birlikte birkaç kişiyi gözaltına aldı.

DENİZ SERBEST BIRAKILIR

Deniz, uzun boylu olduğu için hemen dikkati çekiyordu. Gözaltına alınanlara yiyecek-içecek götürdük. Ben, partinin merkezine gittim. Durumu Aybar'a anlattım. Partili milletvekillerinden Kemal Nebioğlu ve Rıza Kuas hemen ilgilendiler. Beraberce, Taksim Karakolu'na gittik. Komiserle konuşuldu. Ağırlıklarını koydular. Gece baktım, eve iki kişi geldi. Deniz, adres olarak bizim evin adresini verirdi. Babasından çekinirdi bu konularda. O zamanki yasalara göre, polis, bazı formaliteler yerine getirildikten ve kefil bulduktan sonra, karakolda gözaltında olan birisini serbest bırakabiliyordu. Deniz de, Taksim Karakolu'ndan Selimiye Karakolu'na devrediliyor. Oradan, bir polis nezaretinde ikametgâh adresi olarak kullandığı bizim eve getirildi. Ben de imza verdim. Böylece Deniz serbest bırakıldı. Deniz, üniversiteye girdikten itibaren bazı düşüncelere sahipti.

Gazeteci-yazar İlhan Selçuk, Deniz ile arasında geçen bir olayı şöyle anlatmıştır:

Yıl 1968... Öğrencinin gözleri kor gibiydi; gizemli bir bakışla, alçak sesle sordu: 'Abi ne zaman olacak?..' İçimden, 'Kerata', diye düşündüm. Üniversiteye iki yıl önce girdi, çıkıncaya kadar devrim olsun istiyor. Sevimli bir çocuktu... Astılar...

1960-70 dönemi öğrenci liderlerinden Atıl Ant'ın dediği gibi: ''68'in içinde yer almamak ya da başka türlü davranmak mümkün değildi. O dönemde gençliğin önemli bir bölümü bu hareketin içindeydi. Yer almayanlar esasen o kuşağın en pısırık, en geri, en işe yaramaz kesimiydi. '68 eylemleri, içinde yer alınmaması imkânsız eylemlerdi.''

Deniz de, işte bu yer alınmaması imkânsız olan eylemlerin içinde ilk önce sempatizan olarak, daha sonra da gençlik lideri olarak yer almıştır. Deniz'in bu dönem etkinliklerine katıldığı ve yer aldığı öğrenci kuruluşları şunlardır: TMTF ve TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı). Bu örgütler tarafından düzenlenen ve Deniz'in Devrimci Hukuklular Örgütü (DHÖ) kurulana kadar katıldığı bazı eylemler vardır.

BİR HAFTA DİSİPLİN CEZASI

Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF), zamları ve hayat pahalılığını kınamak amacı ile 1967 yılı Mart ayında eylem kararı alarak uygulamaya girişir.

11 Mart 1967 Cumartesi günü, Fatih semtinde duvara yağlıboya ile zamları ve pahalılığı kınamak için yazı yazan Nurettin Demirdöven, Erim Süerkan, Davut Aslantürk ve Timur Kalkan adlı dört üniversite öğrencisi duvarına yazı yazdıkları ev sahibinin şikâyeti üzerine polis tarafından gözaltına alınır, daha sonra da ikâmete rapten serbest bırakılır. Nurettin Demirdöven, bu olayla ilgili olarak şunları anlatmıştır: ''Duvarlara yazı yazmak adliyenin ilgi alanına değil, duvarları kirlettiğimizden dolayı belediyenin ilgi alanına giriyordu. Bu olayda Deniz kaçarak kurtuldu. Biz ise polisin üniversiteye bildirmesi nedeniyle bir hafta disiplin cezası aldık.''