CANSEL ELÇİN - BEREN SAAT 09.12.2006
Oya DOĞAN VATAN GAZETESİ RÖPORTAJI
İhtilal yerine
150 bin’lık teklifin tartışılması çok acıklı!
Adnan Menderesli yılların anlatıldığı
“Hatırla Sevgili” dizisi karanlık tarihten izler taşıyor. Dizinin başrol
oyuncuları Beren Saat ve Cansel Elçin “Tarihe damgasını vurmuş bir dönemi
anlatıyoruz. Şimdi bizi izlemeyenler ileride kafalarını duvara vuracak”
diyor
- Hatırla Sevgili bir dönem dizisi...
1960’larda yaşamış insanları oynamak çok kolay olmasa gerek... Beren: O dönem hakkında kabaca bilgi
sahibiydim ama ayrıntılarıyla bilmiyordum. Tomris Giritlioğlu senaryodan
önce Can Dündar’ın Demirkırat kitabını ve sayfalarca döküman verdi
elime. Onları okudum. Tabii sadece okumakla olmuyor. Yasemin karakterine bir
de ruh katmak gerekiyordu. Bunun için de anneannemi taklit etmeye karar
verdim. Çünkü anneannem o dönemlerde yaşamış bir kadındı. Şimdi
dizide hırkayı koluma onun gibi atıyorum. Nazik, kontrollü ve ölçülü
davranıyorum. Cansel: Geçen gün Beren’le topu
topu bir sahne çektik. İki dakika yayınlanacak bir sahneyi 32 dakika tartıştık.
Artık o kadar beraberiz ki karı koca gibi olduk. Senaryoları okuyoruz.
Mesela dışarı çıkma yasağı var. Onlarla beraber yaşayacağız. Onların
ne hissettiklerini düşünüp bulmaya çalışıyoruz. Çünkü tarih değişiyor
ama hisler değişmiyor.
- Böyle bir dizide oynama fikri ürkütmedi
mi sizi? Korkmadınız mı hiç? Beren: Ürküttü ama aynı zamanda
cesaretlendirdi. Çünkü bu işin sosyal bir sorumluluğu var ve önemli bir
tarihi dönemi anlatıyoruz. Cansel: Bu işi ciddi olduğu için seçtim.
Sadece bir dönemi değil üç dönemi anlatacağız. Bir karakterin gençliği
de, yaşlılığı da olacak. Üç bölümlük Baba filmleri gibi. Yani onlar
kadar kült bir iş yapmaya çalıştık. O dönem karanlık ve biz o dönemi
anlatmaya çalıştığımız için gurur duyuyorum. 1960’ları yaşamadık
ama bu dizi sayesinde en azından kokluyoruz. Bundan keyif alıyorum.
EN ÇOK KİBARLIĞA VE ŞIKLIĞA ÖZENİYORUM - O dönemde yaşamak ister miydiniz? Beren: Çok özendiğim yanları var
ama bu zamanı da ararım herhalde. O dönemde en çok insanların her daim
şık ve kibar olmasını seviyorum. Cansel: Ben 1923’te yaşadım. Şimdi
1960’da yaşıyorum. (Gülüyor.) Galiba insanlar biraz daha kendilerine
dikkat ediyorlarmış. Giyimleri, dinledikleri müzikler çok daha üretici.
Şimdi hayat daha hızlı gidiyor. Her şeyi çabuk tüketiyoruz.
-
Peki ya o dönemdeki aşklar... Hep derler ya eski aşklar daha güzel diye... Beren: O zaman işin içinde biraz daha
hayal gücü yoğunmuş. İnsanlar bir bakışı bütün gece hayal ediyorlarmış.
Görüşseler ve bir kahve içseler bütün büyü bozulacak diye düşünüyorlarmış.
Birbirini tanıma imkanı açısından bugün biraz daha rahat. Ama saygı ve
nezaket açısından da o dönemin aşkları daha güzel ve büyüleyici
geliyor bana... Cansel: Bana da... Kesinlikle o dönemde
aşklar çok daha etkileyici. Bence o dönemde cep telefonu ve internet olsaydı
bu yine değişmezdi. Çünkü nezaket varmış!
- Binbir Gece dizisiyle aynı gün, aynı
saatte yayınlanıyorsunuz ve o dizi kadar ses getirmediniz... Cansel: Reytinglerimiz çok yüksek değil
ama biz gurur duyulacak bir iş yapıyoruz. Şimdi bizi izlemeyen insanlar
tekrarlarını gördükleri zaman neden bu işi izlemedik diye kafalarını
duvarlara vuracak. Beren: Bu dizi televizyon tarihine
kalacak. Çünkü yakın tarihi tekrar ele alıyor ve karanlık noktalara
ışık tutuyor.
- Neden Binbir Gece dizisinin reytingleri yüksek
sizce... Beren: İhtilali anlatıyoruz ama Türkiye’de
150 bin dolarlık bir ahlaksız teklif konuşuluyor. Bu bana çok komik ve acıklı
geliyor. Cansel: Bizim dizinin malzemesi daha
iyi. Karanlık bir dönemi anlatıyoruz. Şu anda konuşulan bizim dizi olmalıydı.
- Şu anda çok dizi var. Adeta bir savaş yaşanıyor...
Cansel: Herkesin unuttuğu bir şey var. Bir dizinin çok reyting alması her
zaman çok iyi bir iş olduğunu göstermeyebilir. Bence önemli olan iz bırakabilmektir!