İlk anda aklımdan geçen "Ne kadar güzel ve
masum" cümlesine, onunla konuşmaya başladıktan sonra "Çalışkan,
rolünü en iyi şekilde yapabilme isteğine sahip ve güçlü" sıfatlarını
da ekliyorum. Beren Saat, son günlerin en çok konuşulan dizisi "Hatırla
Sevgili"yle yeniden karşımızda.
- Şansainanıyormusunuz?
İnanıyorum tabii ki. Sonuçta şans doğru insanla, doğru zamanda karşılaşmayı
sağlayabilir. Ama seçimler de insanların elinde...
- İnsanşansınıkendiyaratırmı?
Evet, biraz kaderci bir inancım da var.
- Birazkendinizyarattınız,birazdakaderinizdeolduğuiçinmigerçekleşti"Türkiye'ninYıldızları"yarışmasınakatılmanız?
Olacağı varsa olur diyorum. Ben yarışmaya girmeye nasıl cesaret ettim
bilmiyorum. Şimdi olsa yine yapar mıyım sorusuna hiçbir zaman 'evet'
diyemedim. Elemelerin olduğunu öğrendiğimde evden çıkıp oraya gittim. Bu
benim yaptığım bölümdü. Sonrasında bir takım şeyler denk geldi. Şans
faktörü de orada etkili. Bir gün, biri sizi görüyor ve "Ben bu kızla
çalışmak istiyorum" diyor.
- Sizikimgördü?
Tomris Giritlioğlu'nun kardeşinin beni fark etmesi ve sonra Tomris Hanım'a
benden bahsetmesi bir şanstı.
- Nedenoyuncuolmakistediniz?
İnsan küçük yaşlardan itibaren hayatının nasıl gideceğiyle ilgili
kendini şartlıyor. Galiba ben de biraz şartladım. Küçük yaşlardan
itibaren dans etmeye başladım, şarkı söyledim, sahneye çıktım, müzikaller
yaptım. Sonra her ne kadar işletme okuyayım, iş kadını olayım diye düşünsem
de hiçbir zaman sahnede olma duygusu aklımdan çıkmadı. Ben hep o duygunun
peşinden gidiyorum.
- Müzikallervesahnedeneyimiliseyıllarınadayanıyordeğilmi?
Şanslıydım, bulunduğum okullarda yaptığımız tiyatrolar ya da müzikaller
hiç bir zaman bir müsamere gibi olmadı. Konservatuvar bitirmiş pek çok
insanın yıllar sonra arkasından geçebildiği bir sahnede, Ankara'da, Opera
Sahnesi'den 15 yaşında bir müzikalde başrol oynadım.
- Şimdibirtaraftandaüniversiteyedevamediyorsunuz...
Evet, Başkent Üniversitesi'nde İşletme okuyorum. İşletme hiçbir konuda
uzmanlaştırmıyor, insanın isminin önüne mesleki bir titr koymuyor diye düşünülse
de insana hayatta pratiğe dökebileceği çok şey öğretiyor.
- Algılarıyüksek,heranınfarkındaolmakisteyenbirimisiniz?
Evet, hiç böyle ifade edilmemişti ama derdim tam olarak bu galiba. Şimdi
benim için çalışma, öğrenme zamanı. Bazen düşünüyorum da uyumaya bile
vaktim kalmadan çalışıyorum. Sonra eve gidip sadece uyumak istiyorum ama
bunu yapamam. Gitsem de uyuyamam, gidemem. Böyle bir şeye söz verdim, bunun için
ne gerekiyorsa yapmam lazım derim. Aksi mümkün değil gibi geliyor bana.
- Hırslıbirinsanmısınız?
Çok hırslı değilim. Azimliyim, başarmak için bir takım şeyleri yaparım.
Ama hırs bana biraz daha sert bir kelime gibi geliyor. Hırs sanki içinde başka
hiçbir şeyi gözü görmemeyi, o yola giderken her şeyin üzerine basıp geçmeyi
de ihtiva ediyor gibi geliyor bana. Öyle biri değilim ama çalışırım, uğraşırım.
Ama onu yapmak için gözüm kör olmaz.
- Şimdibirazdiziyegelelim."HatırlaSevgili"içinnasılseçildiğinizibiliyormusunuz?
Bu çok öncesine dayanıyor. Tomris Hanım'la "Aşka Sürgün"de çalışırken
bir güven oluştu aramızda. Ben yaklaşık 1,5 yıl önce, 1960 İhtilali
Gecesi başlayan bir projede yer alacağımı biliyordum. Hatta galiba bu
projenin içinde gözle görünen ilk karakter bendim.
- Yasemin'ioynamanınzoryanlarıvarm?
Dönem dizisi olması en zor yanı. Bu biraz riskliydi. Hiç yaşamadığın
bambaşka bir dönem sonuçta. Farklı kuralları var. Konuşma biçimi, duruşu,
nezaketi yaşadığımız andan çok farklı.
- EnçokhangiözellikleriniseviyorsunuzYaseminkarakterinin?
Eğer her şey planlandığı gibi giderse, 20 yıllık bir dönemini göreceğiz.
Çocuk halinden, kadınlığa geçişini, anneliğini, eş oluşunu... Beni rol
anlamında en çok bu heyecanlandırıyor ama Yasemin'in karakter özelliklerinden
bahsedersek eğer hayat enerjisi çok yüksek. Beni bu etkiliyor ve ister
istemez o andaki bütün enerjimi oyuna verebiliyorum. Karakterlerle bir takım
hayvanları özdeşleştirmek gibi bir yöntem vardır ve ben de bunu kullanıyorum.
Oynadığım rolle bir hayvanı özdeşleştiriyorum. Yasemin'i bir kelebek gibi
düşünüyorum. Bakışlarında, tavırlarında, yürüyüşlerinde bana yardımcı
oluyor.
- Rolünüzenasılhazırlandınız?
Bu konuda çok şanslıydık çünkü Tomris Hanım araştırmaya çok önce başlamıştı.
Okumamız için "Demirkırat"la beraber bir sürü kitap ve araştırma
verdi. Tomris Hanım'ın evinde geceler boyunca okuduk, konuştuk. Ama şöyle
bir şey oluyor tabii ki, kitapları alıp okuyup, kronolojik sırayla şöyle
olmuş diyebilirdim ama oynamak için bir şeyi ele aldığınızda insanların
psikolojik durumunu da değerlendirdiğiniz için çok daha farklı bir derinlik
kazanıyor durum. Çok travmatik şeyler yaşanmış. Bu kadar çemberin
merkezine yakın birini oynamak çok tuhaf. Sonuçta babası idamla yargılanacak
olan bir kızı oynuyorum. Kelimelerle ifade edilebilecek bir şey değil bu
galiba. Asla kendi yaşıtım ya da kitabı alıp okuyan dışarıdan biri kadar
uzaktan bakmıyorum. Askerler çıkıyor karşımıza ve o anki korkuyu, o telaşı
hissediyoruz ister istemez.
- Ünlüolmakzormu?
Hayır, keyifli. Tabii ki çok daha büyük star'larda dayanılmaz durumlar vardır
mutlakaİnsanlar boşuna aynalı camlı arabalarda gezmiyorlar herhalde ama
benim olduğum durumda gayet keyifli.
- Keyifhangiyönlerden?
Geçenlerde şöyle bir şey yaşadım: İstiklal Caddesi'nde bir çekim yapıyorduk
ve arada beklerken kahve içiyordum, camın önünden geçen bir genç kız
durdu. Önce bana el salladı, sonra fotoğraf makinesini çıkardı "Çekebilir
miyim?" dedi "Tabii" dedim ve çekti. Bu çok eğlenceli... Seni
seviyor ama seni rahatsız etmiyor. Sadece uzaktan seviyor. Sen onu hiç tanımıyorsun
ama onun hayatında bir yerin var. Çok hoş bir şey
- Birröportajınızdainsanlarıçokrahatsızedecekrolleroynamakistemediğinizisöylemişsiniz...
Evet çünkü insanlar televizyonda gördüklerine çok inanıyorlar. Her türlü
rolü oynayabilirim ama televizyon dizisinde istemiyorum çünkü o kimlik üzerimize
yapışıyor. Bir fahişeyi oynayınca televizyonda sokakta insanlar o role
tepki veriyorlar. O zaman fotoğraf çekip öpücük atmıyorlar ama
başka bir şey yapıyorlar... Ben de bununla karşılaşmak istemiyorum. Ama
bir oyuncu olarak her türlü rolü oynamak isterim tabii ki.
- Kiminoyunculuğunuçokbeğeniyorsunuz?
Televizyon dizilerine bir fikir sahibi olmak için bakıyorum, çok fazla oturup
izlemiyorum. Hem zamanım yok hem de dizi çekmek oyuncuyu monotonlaştıran bir
şey. Senaryo monotonlaştıkça, oyuncu da monotonlaşıyor. Sinemaya gitmeye
bile çok zor vakit buluyorum şu sıralarda ama eğer bir boşluk olursa, daha
çok film izlemeye çalışıyorum. Kadınlardan ziyade erkekleri izleyerek
besleniyorum oyunculuk anlamında. Çünkü çok kolay kapıyorum ve kadınları
taklit etme ihtimalim çok daha yüksek. Erkeklerde ise öyle bir şey olmuyor.
Kendi güvenliğim açısından daha çok erkekleri izleyip besleniyorum. Mesela
Jack Nicholson başka bir boyutta galiba. Yeni nesilden de ilerisi için çok
farklı bir yerde olacağına inandığım Matt Damon var. Onda bazen Bratt
Pitt'in ilk filmlerindeki halini görüyorum.
- Birsüresonradizioyunculuğuinsanımonotonlaştırıyordediniz.Tiyatroylailgilibirprojevarmı?
Daha benim vaktim var diye düşünüyorum. Zaman içinde tamamlamam gereken
eksiklerim var. Cahil cesaretiyle insanın kendini her yere atmaması gerekiyor.
- Sinemaprojesivarmıpeki?
Beklediğim bir şey var. Umuyorum ki bu yıl olacak. Okuduğum bütün
senaryolar içinde beni en çok heyecanlandıran roldü. Yine Tomris Hanım'ın
bir projesi. Onu bekliyorum ama galiba filmleri çektikten sonra bile perdede görene
kadar konuşmamak lazım galiba.
- Varmakistediğiniznoktaneresi?
Şu cümle hep böyle kurulur galiba: Yıllar geçer ve bir insan 60 yaşına
gelmiştir. Akıllarda şöyle bir cümle kalır: "Ne kadındı!" Öyle
bir şey istiyorum. Sadece "İyi oyuncuydu, şöyle bir filmde oynamıştı"
gibi bir şey değil kastettiğim, bunu istemiyorum. Yaptığım şeylerden
insanlar o kadar etkilenmiş olsun kiBir gün arkamdan "Ne kadındı!"
desinler isterim.
- Sizcegüzelolmaknedemek?Kendinizigüzelbuluyormusunuz?Önceonusorayım..
Aynaya baktığımda gördüğüm şeyden mutluyum. Güzel olmak sadece aynaya
baktığında gördüğün şeyin güzel olması değil tabii ki. Benim için çok
daha derinlikli bir şey çünkü görüntüden çok çabuk sıkılır insanlar.
Dış güzelliğinin başka şeylerle beslenmesi, altının dolu olması, bir de
güzel olanın 'iyi' olması lazım. Oranları çok düzgün bir kadın ama bakışlarında
bir tuhaflık varsa, kötü bir enerji veriyorsa, o kadın güzel biri değil
sadece güzel bir vücuda sahip bir kadındır.
- Güzelolmakavramınınsizezararverebildiğianlaroldumuhayatınızda?
Ben yarışmadayken bununla ilgili şöyle bir şey yaşadım: Jüri üyelerimizden
biri olan Ali Hakan, "Sen sadece güzel olduğun için buradasın, oynamıyorsun"
demişti. O zamanlar buna çok üzülüyordum. Bazen öyle şeyler
olabiliyor. Ama yarışmadan çıktığım zaman bunun aslında oyunun bir parçası
olduğunu ve beni parlatmak için yaptıklarını anladım. Başka yarışmalarda
da aynı sistemin olduğunu gördüm. Birilerini parlatmak istedikleri zaman onu
yeriyorlar, böylece seyirci ona sahip çıkıyor ve yarışmada yükseliyor. Böyle
bir şey yaratılıyor. Onun dışında güzelliğimin eksiye dönüştüğü
anlar çok fazla olmadı. İyi bir enerjiye sahip olmak ya da gülümsemek insanın
hayatını o kadar kolaylaştıran bir şey kiHerhangi bir anda bir yerde
insanlara gülümsemeyle yaklaştığınızda insanlar sizinle ilgileniyor ve
hayatınız kolaylaşıyor. Bir şeyi satın alırken bile
'EkşiSözlük'yazarlarınınhemenhepsigüzelliğiniziyazmış.BirdeTED'liolmanızdanbahsetmişler.Hattabiryazar"TED'liveAnkaralıbirininniyeTürkiye'ninYıldızları'nakatıldığına"anlamverememiş...
Ben de eskiden onu yazan insan gibi düşünüyordum. Ama hayatımda yanlış
bir yere gidiyordum ve mutsuz oluyordum. Sonra bir yerde bir kırılma noktası
oldu. Ben bunu yaparsam mutsuz olacağım, başka bir şey yapmam lazım dediğim
anlarda yarışmanın seçmeleri çıktı karşıma. Türkiye'de şöyle bir şey
var: Herkes birbirine önce "Nereden mezunsun?" diye soruyor. Bir takım
prototip şeylerle insanları değerlendiriyoruz. Kimlik bilgileriyle, kıyafetlerine
bakarak bir takım değerler biçiyoruz. Bu beni çok rahatsız etmeye başladı.
Bir insana o güne kadar yaptığı şeylerle saygı duyarsın gibi geliyor
bana, üzerine yapışmış bir takım etiketlerle değil. Oysa hepimizde bir
takım şablonlar var. "Şu kadar kaliteli bir insan, şurada okumuş,
orada master, burada doktora yapmış, vs, vsEvet ama tüm bunların içinde
kaybolmuş ve mutsuz olmuş bir sürü de insan var. O yüzden ben sadece
hayallerimin üstüne gitmek, hayallerimin peşinden koşmak istedim. Ve bu sene
tekrar bu diziye başlarken "Ölene kadar çalışabilirim ama saçma sapan
şeylerle uğraşmayım. Konsantre olabileyim ve işimi severek yapıp
biterebileyim" dedim. Şu anda sadece bunu istiyorum. Çok gencim ve bu işi
isteyerek seçtim. Başarıya gidecek yolda ne kadar çalışmak gerekiyorsa ben
buna varım. Bugünlerde uyumaya bile fırsatımız kalmıyor bazen. Üç gün
boyunca sadece beş saat uyuduğum zamanlar oluyor. Böyle bir hayat yaşıyorum
ama manevi tatmini çok yüksek bu şehirde yaşayıp böyle bir işi yapmanın.
Hayatımdaki bir takım eksikliklerin yerine bu tatmini koyup yoluma devam
ediyorum. Hayallerimin peşinden koştuğum için çok mutluyum ve herkese de
bunu yapmalarını tavsiye ediyorum.
- Hangitüreksikliklerinyerinidolduruyorsunuzİstanbul'dabiroyuncuolmakla?
Ailem burada değil mesela. En yakın dostlarımın hiçbiri burada değil. En
yakın arkadaşlarımla alışveriş yapmak istiyorum, kol kola gezmek istiyorum
mesela. Oysa şimdi onlarla sadece telefonla konuşabiliyorum. İnsana dair,
manevi şeyler yani eksikliğini hissettiğim