| CANSEL ELÇİN RÖPORTAJI 22 ekim 2006 takvim gazetesi |
Fransa'dan geldi gönülleri fethetti
Yüzbaşı Cemal olarak tanınan Cansel Elçin, çok yakında 'Hatırla
Sevgili' adlı dizi ile atv ekranlarında hayranlarıyla buluşacak. Fransa'da
yaşamış sanatçı, dizilere Fransız değil!.
Cansel Elçin... Herkes onu 'Yüzbaşı Cemal' olarak tanıdı, sevdi...
Fransa'da yaşarken, kendisine gönderilen senaryoyu okuyup, teklif edilen rolü
kabul eden Elçin'in hayatı bu diziyle birlikte tamamen değişti. Yılda
sadece birkaç kez Türkiye'ye gelen Elçin, 1.5 yıl önce diziye başlamasıyla
Türkiye'ye yerleşmek zorunda kaldı. 'Kırık Kanatlar'ın Yüzbaşı
Cemal'i Cansel Elçin, Kasım başından itibaren atv ekranlarından hayranlarına
'merhaba' diyecek. 'Hatırla Sevgili' adlı dizinin başrol oyuncularından Elçin,
Türkiye'ye geleli kısa süre olmasına rağmen, büyük projelere imza attı,
gönülleri fethetti. "Benim için 'Hatırla Sevgili' çok büyük bir
proje. Yayına gireceği günü sabırsızlıkla bekliyorum" diyen Elçin,
yeni diziyi, Yüzbaşı Cemal'i ve merak edilen her konudaki görüşlerini açık
yüreklilikle paylaştı...
SAVCININ EĞİTİMLİ OĞLU...
* 'Hatırlı Sevgili'de nasıl bir karakteri canlandırıyorsunuz?
Dizi 1959 yılında geçiyor. Ben de 'Ahmet' isminde bir karakteri canlandırıyorum.
Ahmet, uzun yıllar İsviçre'de eğitim almış, bir savcının oğlu. Güzel
ve üst düzey bir eğitim durumu var yani. Dizide CHP'li zengin bir ailenin
çocuğuyum.
* Bu dizi Adnan Menderes dönemini anlatırken, çıkmaz bir aşk üçlüsünü
de işliyor galiba...
Öncelikle dizide Romeo ve Julyet tarzında üç karakter var. Okan Yalabık'ın
oynadığı pastacı Necdet var, Beren Saat genç bir kızı oynuyor. Ben de
Ahmet'im. Yani Avrupa'da yaşamış, Türkiye'ye dönen ve Türkiye'ye
objektif olarak bakan bir genci oynuyorum. Aşk üçgeninin dışında da
projede oldukça güçlü karakterlere yer verilmiş.
* Daha önce de 'Kırık Kanatlar'da oynamıştınız; böyle dönem
dizilerinde oynamaktan keyif alıyor musunuz?
Evet benim için çok keyifli projeler bunlar. Çünkü bence insana bir hayat
yetmiyor. Yani ben başka ülkelerde doğmak, çok farklı işler yapmak
isterdim. Doktor, pilot, bakkal gibi her meslekte çalışmak isterdim ve başka
bir dönemde de doğmak isterdim. Hepimiz en azından bir kere
"1960'larda, 1920'lerde veya 16'ncı asırda hayat nasıldı?"
hatta, "2200'de hayat nasıl olacak?" diye konuşmuşuzdur. Sonra da
"Acaba yaşadığımız dönem iyi bir dönem mi, yoksa eskiden daha mı
iyiydi?" diye düşünüyoruz. Bu yüzden bence en zevkli meslek
oyunculuk. Tabii onlar gibi yaşamıyoruz ama oyunculuk sayesinde o yılları
biraz tatmış oluyoruz.
* Çekimlerde o dönemi hissedebiliyor musunuz?
Sizi geçmişe götürüyor mu? Kesinlikle... Bir kere saç tıraşları, kostümler,
arabalar olsun birden değişiyor. Kendimizi o atmosfer içinde buluyoruz.
Giyecekler, yiyecekler, hatta kokusu bile farklı oluyor.
* Belki de bundan sonraki projede sizi 80'li yıllar bekliyor!
'Hatırla Sevgili' 1960 darbesiyle başlıyor ama ileride 1980'lere kadar
gidecek. Ben şimdi genç birisini oynuyorum, Beren (Beren Saat) 17-18 yaşlarında
genç bir kızı canlandırıyor. Yani, bundan 20-25 bölüm sonraki senaryoyu
düşünerek oynuyoruz. İleride Beren evlenecek, anne olacak çocuklarının
çocukları olacak. Yani 60'lardan sonra 70'ler ve 80 darbesini çekmeyi düşünüyoruz.
'UZUN SOLUKLU BİR PROJE'
* Bir sezondan uzun bir proje bu...
Konu bir sezonda anlatılmayacak kadar büyük. Üç sezon olarak düşünüyoruz.
* Bu dönemle ilgili bilgilere nasıl ulaştınız?
Can Dündar gibi çok değerli danışmanlarımız var. Onlardan önemli
bilgiler alıyoruz. Aslında ben dizinin başladığı 1959 öncesini okumak
istiyorum. Uzun zaman Avrupa'da yaşadım ve bana bir şey anlattıkları
zaman benim bir ifade vermem gerekiyor. Tamam, bir çok şeyi biliyorum ama hiçbir
zaman 'bu konuyu tam olarak bilmiyorum' demek istemem; çünkü ifade eksikliği
yaşarım.
* Yani tarihi bilgilerden uzak kaldınız...
Her yıl 1-2 ay Türkiye'ye gelirim. Burada okuduğum gazetelerle Avrupa'daki
gazeteler arasındaki haberler tamamen değişik. Tabii, Türkiye'de arkadaşlarım
var. Gündemi takip etmeye çalışıyorum ama tabii ki, buradaki gibi
olmuyor. Ailem, ağabeyim, hep bana tarihimizi anlatırdı. Bu yüzden
tarihimizden uzak değilim. Yine de biliyorsunuz, 1959- 1960 dönemi biraz
karanlık. Türkiye'deki insanlar bile fazla bilmiyor. Tabu bir dönem
diyebiliriz sanırım. Tabii, bazı kitapları okuyunca çok şaşırıyorum.
Acayip olaylar olmuş. 'Vay be' filan diyorum, beni çok şaşırtıyor.
'MENDERES BENİ ŞAŞIRTTI'
* Tarihimizde sizi bu kadar çok şaşırtan olaylar ne olabilir?
Bilhassa Adnan Menderes'in nasıl milletvekili olduğu beni çok şaşırttı.
Bildiğim kadarıyla Atatürk Adnan Menderes'le görüşmek için Aydın'a
gidiyor. Burada 5 dakika sürmesi beklenen görüşme 4 saat sürüyor. Yani
uzun uzun konuşuyorlar. 1 hafta sonra Adnan Menderes'in eşi radyodan
milletvekilliği haberini duyuyor. Atatürk ani bir kararla Menderes'i
milletvekili yapıyor. Bu inanılması zor bir olay. Dünyada başka bir ülkede
olmayan bir şey...
* 'Yanlış bir şey yaparız ve tepki çeker miyiz' diye endişelendiğiniz
oluyor mu?
Şimdiye kadar 3 bölüm okudum ve eminim ki, yanlış bir şey yapmıyoruz.
Çünkü çok güzel yazılmış bir senaryo. Zaten siyasete de yüklenmiyoruz.
En çok aşk hikayesini işliyoruz. Burada önemli olan iki ailenin yaşadıkları.
Ama bu hikayenin içinde Romeo ve Jülyet tarzında bir aşk hikayesi var. Çekimlerimiz
çok keyifli geçiyor. Senaryo iyi olunca biz de büyük keyif alıyoruz.
* Uzun yıllar Fransa'da yaşadınız fakat artık Türkiye'desiniz. Bundan
sonra nerede yaşayacaksınız?
Hayatınıza Türkiye'de de- vam etmeyi düşünüyor musunuz? Aslında
Fransa'yı düşünmüyorum. Orası benim için biraz daha kenarda duruyor. İleride
olursa, hem Fransız hem de Türk projelerde yer almak isterim... Ama şimdilik
kesinleşmiş bir kararım yok.
* Sinema eğitiminiz var mı?
Fransa'da tiyatro eğitimi almıştım. Tabii ki, bu tiyatro eğitimini önceleri
zevk için aldım, hiç profesyonel olarak düşünmemiştim. Ama şimdi, 'İyiki
de almışım' diyorum.
* Türkiye'de tiyatroyu düşündünüz mü?
Tabii, öyle projelerim de var. Ama şu an iş çok yoğun olduğu için bu
projelerim biraz askıda. Fransa'da oynamış olduğum bir oyun var. Onu Türkiye'de
oynamayı çok isterim. Büyükada'da 3-4 ay çekim yaptıktan sonra İstanbul'a
geçeceğiz. O zaman belki biraz daha vaktim olur ve bu projelerimi gerçekleştirebilirim.
Yüzbaşı Cemal neden öldü?
Yüzbaşı Cemal karakterini ben de çok sevmiştim. Bu rol bana geldiğinde
çok heyecanlanmıştım. Çünkü Atatürk'ün yüzbaşısını oynayacaktım.
Ve gerçekten de her şey çok güzel başladı. Ancak, son zamanlarda Yüzbaşı
Cemal'in geldiği noktadan çok memnun değildim. Çünkü istediğim noktadan
uzaklaşıyordu. İçindeki her karaktere inanarak geldiğim bu projede kalmanın
doğru olmayacağını düşündüğüm için ayrıldım. Ama Yüzbaşı
Cemal'e ve üniformama veda etmek benim için hiç de kolay olmadı...