CANSEL ELÇİN RÖPORTAJI Radikal 25 Kasım 2006

"Dürüstüm diyenleri hiç sevmem"

Televizyon dizileri genelde kadın oyuncuların omuzlarında yükselir.Ya da geçtigimiz senelerde böyleydi.Oysa bu sezonun dizileri,seyirciyi rollerinde alışılmadık biçimde parlayan erkeklerle tanıştırdı.Cansel Elçin de 'Hatırla Sevgili'yle birlikte yavaş yavaş akıllara kazınan bir oyuncu.Onunla 'Kırık Kanatlar'da yüzbalı cemal rölünde tanışmıştık ama bu kez durum başka.Elçin,dizinin ilk bölümünde Ahmet rölünü ete kemiğe büründürdü,ona adeta ruhunu üfledi.
Cansel Elçin,aslında Türkiye'ye 'Fransız' kalmış bir oyuncu.O dokuz yaşındayken terzi babası Tire'den kalkıp Paris'e göç etme kararı vermiş.İlk zamanlar yabancı bir ülkeye uyum sorunu yaşasa da,Cansel Elçin kısa sürede mültecilik meselesini kıvırmış.Fransızcayı çok iyi ögrenmekle kalmamış;İngilizce,Almanca ve İtalyanca'yı da ögrenmiş.türkçesi biraz kırık da olsa gayet iyi.Siyaset-ekonomi okumuş,baba meslegi tekstile bulaşmışlıgı bile var.24'ünden sonra oyuncu olmaya karar vermiş ve ünlü bir okul olan Ecole Florent'e yazılmış.
'Oyuncu avcısı' olarak nam salan yönetmen Tomris Giritlioğlu'nun yeni keşiflerinden biri.Oyunculuk kariyeri artık kesintisiz devam edecege benziyor.22Aralık'ta vizyona girecek olan Durul-Yagmur Taylan kardeşlerin gerilim filmi 'Küçük Kıyamet'te Başak Köklükaya'yla başrolde.Kendi ifadesiyle 'itici' bir işadamını oynuyor.

Şansızlıgınız reyting sorunu olan dizilerde yer almak mı?Seyirci baskısı olmasa 'Kırık Kanatlar' yayından kalkacaktı.'Hatırla Sevgili'de de durum sanki umulanın altında.

İnsanlar begenirse mutlu oluyoruz tabii ama öyle bir amacımız olursa bu işi yapamayız,kasılır kalırız.Reytingleri yükseltmek isterim,ama ben sadece karakterime konsantre oluyorum.Sonuçta 'Kırık Kanatlar' kalkmadı,seyirciler mail'ler gönderdi,diziyi savundu.Başlarda olur böyle şeyler,sonra oturur.


Diğer dizileri izliyor musunuz?

Hayır,hiç vaktim yok.Biraz 'Hırsız-Polis'i izledim,o kadar.Dün gece çekim 01.00'de bitti,eve geç geldim.Kahvaltıdan sonra DVD'den Peter Sellers'ın hayatını izledim.Ne kadar komplike bir insan!Yakında "Lost"u izleyecegim.Günlerim bayagı yogun geçiyor.Geçenlerde bir adalı yanıma gelip,"Ahmet benim.Benim hayatımı anlatıyorsunuz.Ben de İsviçre'de okudum,Adnan Menderes'in uçagı düştügünde İsviçre'deydim." dedi.Herkes kendinden bir şeyler buluyor,ne güzel.Sokakta giderken "Cemal" diyorlar,"Ahmet" diyorlar.Bu çizdigim karakterleri benimsedikleri anlamına gelir.

Oynadıgınız iki dizinin de siyasi mesajları var.Yakın tarihimize meraklı mısınız?

Yavaş yavaş çalışıyorum.59'dan önce neler olmuş ögrenmek ve 60'ları Ahmet'le beraber yaşamak istiyorum.Tomris hanım çok bilgili,biz soruyoruz,o anlatıyor.Fransa'da yetişmiş bir Türk olarak Yüzbaşı Cemal'i oynamak benim için gurur verici bir şeydi.Türkiye'yi çok seviyorum.Fransa'da her şey çözülmüş,oysa burada çok büyük bir enerji var.

Bugüne kadar "baskın" düştü mü size.Siz nasıl birisiniz?

İnsanın kendini tanıması çok zor.Bazen kendilerine bir imaj veriyorlar,aslında kendilerini kandırıyorlar.Oyum sanıyorlar ,ama degiller.Bunu ilk sahneye çıktıgım an far ettim.Bir tiyatro okulunda sahnede 20 kişinin önündeydim,kendimden bahsetmemi istediler.Anlattım,ancak eve gittigimde acayip bir şekilde kendimi gördüm."Ben buymuşum demek" dedim.Karşıma boş bir insan çıktı.Peter Sellers beni çok düşündürdü.Kendi özel hayatından zaevk almıyor artık,sadece rollerden zevk alıyor.hep oyunculuk yapıyor annesine karşı,sevdigi kadına karşı.Aslında kendisi bitmiş.İşte oraya kadar varmamak lazım.İnsanın özel hayatını koruması gerekiyor.Başka meslekten arkadaşlarınız olmalı.Benim Türkiye'de işadamı arkadaşlarım var,onlarla gezmeyi seviyorum.Başka şeylerden bahsediyoruz.Oyunculuktan çok daha önemli şeyler var hayatta.Başkalarının ölümü,kayıplar,saglık,aşk çok daha önemli.

Sizi uçuran ya da yere savuran aşklar yaşadınız mı?

Tabii,ama şu anda yok.Aşk bana iyi gelir,özgüven verir.Eger karşılıklıysa,sizi gerçekten seviyorsa,her halinizle ve her durumunuzda...
Mesela Ahmet bilmiyor kime aşık oldugunu.Ama kalbini,hislerini dinlemesi gerekiyor.Kafası karışıyor,işte olayın içine cesaret,korku giriyor."Dürüstüm,hisliyim,duygusalım"diyenleri hiç sevmem.Dürüstsen bunu söylemene gerek yok.Cesaret,işte bu çok zor.Evimde oturuyordum,televizyon seyrederken Türkiye'den Tomris Hanım'dan telefon geldi.Bir senaryodan söz etti,Yüzbaşı Cemal'i oynayacaktım.Ya "evet" ya da "hayır" diyecegim.Cesaret degil,ama bir şeyler insanı bir yerden bir yere götürebiliyor.

Paris'te neleri arkada bırakarak İstanbul'a geldiniz?

Ailemi.Onları çok özlüyorum.Aile yakınlıgını ve sıcaklıgını...İki yıldır canım Fransızca oynamak istiyor.Türkiye'de 3-4 ay kalacagım zannettim,sonuçta 2yıl oldu geleli.İnsanları sevmeye başladım.Hiç tek başıma kalmıyorum.Burası çok daha samimi.Arkadaşlarla evde yemek yapıyoruz,Fransız şarapları içiyoruz,egleniyoruz.Arkadaşlarım Fransa'dan gelince onları restorana götürüyorum.Garsonlar geliyor,tıkır tıkır servis yapıyorlar.Fransa'da garsonlar çok soguk.Arkadaşlarım şaşırıyor.Sette insanlar saatlerce çalışıyor ama sadece para kazanmak için degil.Yaptıkları işten acayip zevk alıyorlar.

"Üçüncü dünyalı" muamelesi gördünüz mü?

Biraz.Fransızlar bir rol için Türk arıyorlar,sonra bana "Sen Türk'e bezemiyorsun" diyorlar.Avrupa'yla Türkiye birbirini tanımıyor.İki taraf da birbirine klişe yaklaşıyor.Paris'te iyiydim.İşte şansım açıktı.Dublajda çalışıyor,reklam filmleri yapıyordum.Sinema filmlerim de oldu ama iş yapmadı.İyi bir dizide başrol oynadım.O kadar çok oyuncu var ki,25 bin oyuncu...Burada oyuncular için daha çok imkân var.Fransa'da oyuncu günlük kaznıyor,eger mesai saatinin dışına çıkılırsa 2 günün parasını alıyorsunuz.Oyuncunun günlük asgari ücreti 800 euro.Silüetiniz görünse bile 300-500 euro alırsınız.

Aileniz ne yapmak istediginizi anlıyor mu?

Babam anlayamaz sanıyorum,ama öyle bir laf söylüyor ki haklı.Siyaset ve ekonomi okuyordum,babam "Senin bu okul ne kadar sürecek?" diyordu.Sıkılıyordum okulda.Abimle Türkiye'den ucuz eşyalar getirmeye başladık.Duru sabunlar ve Gırgır.Birden karizma gitti!Fransa'ya Gırgır'ı ilk getiren biziz.Babam satılmayacagını söylüyordu.Kamyonlarca satıldı.Denizli'den bir arkadaş çarşaf ve havlu göndermeye başladı.500 magaza zinciri olan bir adam var,babamlar ordan bir türlü randevu alamıyor.Ben aradım, "Tamam,gel" dedi.Gittim,her şeyden bahsettik;atlardan,tiyatroya yazılmamdan,her şeyden...Ama satılacak maldan bahsetmedik.Çıkarken "Çarşaf istiyor musunuz?" dedim."Üç gün sonra yine gel" dedi.Yine maldan konuşmadık.Üçüncü gidişimde adamı sıkıştırdım,"Benim umrumda degil ama abim sipariş almamı istiyor" dedim.30 bin adet sipariş verdi,çalışmaya başladık.Abime sonra işi bırakacagımı söyledim.Çok kızdı tabii.Ama şimdi çok gurur duyuyorlar.