CANSEL ELÇİN

30/10/2006 Mütevazı bir genç yıldız

SEVDA ŞANLI - BERNA AKKIYAL

'Kırık Kanatlar' adlı televizyon dizisinde yüzbaşı Cemal karakteriyle seyircinin karşısına çıkan ve geniş bir kitle edinen Cansel Elçin, "Hatırla Sevgili" adlı dizide Savcı Ahmet olarak ekranlara çıkmaya hazırlanıyor. Fransa'da pek çok projede yer alan Elçin, Türkiye'de de kısa zamanda aranan bir oyuncu oldu. Yoğun iş temposu arasında, Elçin'le, yeni projelerini, Fransa deneyimini, oyunculuğa bakışını ve yeni dizisi hakkındaki düşüncelerini konuştuk.

» Oyunculuk eğitimine 26 yaşında başlamışsınız. Neden bu kadar geç bir tarihte oyunculuğa karar verdiniz? Bu motivasyonu sağlayan ne oldu?

Aslında her şey abimle başladı. Küçüklüğümde böyle bir şey hiç düşünmemiştim ama Tire'nin yazlık şehir sinemasına abim elimden tutup, o akşam saat 21.45'te beni iki film birden izlemeye götürdü. O dev ekranda gördüğüm kahramanlar "Bruce Lee, Clint Eastwood, Sylvester Stallone, Ferdi Tayfur, Şener Şen ve Kemal Su-nal'dı... Oyuncu olmak aklımda olan bir şey değildi. Tabii ki daha genç yaşta başlamak isterdim ama şimdi "her şeyin bir zamanı varmış" diye düşünüyorum. Belki daha önce yaşadıklarım yüzünden kendimi bir gün gidip tiyatro okuluna yazılırken buldum. Tiyatroya ilk başta zevk için başladım ve her şeyi, tüm heyecanı o ilk aldığım dersten beri aynı şekilde yaşıyorum. Bu motivasyonu sağlayan tiyatroya karşı olan tutkum oldu diyebilirim. Bu heyecanımı kaybetmemeye çalışıyorum. Ve bugün Büyükada'da "Hatırla Sevgili" adlı 1960'larda geçen bir diziyi çekiyoruz. Bu noktaya kadar gelebildim. Ne güzel.

» Fransa'da tiyatro eğitimi aldınız Türkiye' de tiyatro etkinliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Burada da oyunlarda rol alacak mısınız?

Tabi ki çok istiyorum çevremdeki arkadaşlarla sürekli bu konuda konuşuyoruz. Bir takım projelerimiz var. Yalnız tiyatro konusunda sabırlı davranmak istiyorum. Çok inandığım bir oyunda ve kadroda yer almak istiyorum, çünkü gerçekten çok emek harcanıyor bu işlere. Buradaki tiyatro etkinliklerini zaman buldukça takip ediyorum ve bu oyunları seyrederken sahnede olmayı özlediğimi hissediyorum. Daha önce de belirttiğim gibi tiyatro bir tutku benim için; izlerken de oynarken de aynı heyecanı yaşıyorum. Biliyorsunuz Fransa' da yaşıyordum uzun yıllardır artık buraya yerleştim, orada bu tür etkinlikler daha yoğun yaşanmakta. Ama tiyatronun burada kendi ülkemde daha iyi yerlerde olmasını isterdim açıkçası daha çok önemsenmesini. Ziyaretime gelen genç insanlardan, aldığım maillerden biliyorum, gençler tiyatroya değer veriyor kurslara gittiklerini bazen ailelerini karşılarına aldıklarını söylüyorlar. Bu çok hoşuma gidiyor. Demek ki iyi bir şeyler gösterebiliyo-ruz yaptıklarımızla insanlara. İşte bu motivasyon için yeterli düşününce. Çünkü gerçekten çok iyi oyuncular var burada.

» Türkiye'deki medyayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye'deki medyayı az tanıyorum ve bu yüzden pek değerlendirme yapamayacağım medya ile ilgili. İlla ki televizyon programlarında veya gazetelerde görüneyim gibi bir çabam yok zaten. Hiçbir şey planlamıyorum. Daha çok içinde bulunduğum projelerde üzerime düşeni yapmakla ilgileniyorum. Sonuç olarak bakıldığında medya da işini yapıyor. Zaman zaman röportajlar oluyor ama televizyon programlarına çıkmayı hiç düşünmedim. Çünkü buna zaman yok. Olan zamanımı ve dikkatimi de sadece işime veriyorum.

» Dönem dizilerini tercih etmenizin özel bir nedeni var mı?

Hayır, özel bir nedeni yok. Bu projeleri seçme sebebim sadece senaryoyla alakalı. "Kırık Kanatlar" Tomris Gi-ritlioğlu'nun bir projesiydi. O dönem ve karakterler çok etkiledi beni. Dediğim gibi senaryo çok önemli benim için. Bunu da "Hatırla Sevgili"yi izlediğiniz zaman anlayacaksınız. Özel tercih değil yani, dönem yapımlarında yer almam. Tamamıyla hikâye kalitesi ve senaryonun ne hissettirdiği önemli olan. Kalite varsa zaten hemen hissediyorsunuz önemli bir şeylerin parçası olduğunuzu...

» Hatırla Sevgili dizisinin geçtiği dönemi araştırdınız mı?

Tabi ki o döneme ait belge ve dokümanlar okudum elimden geldiğince... Danışmanlarımız Can Dündar ve Yılmaz Karakoyunlu da yardım etti, dönem ve yaşanalar hakkında bilgi sahibi olmamıza. Can Dündar bazen sete gelir ve o geldiği zaman bizde fırsat buldukça onu yakalayıp sorularla bombardımana tutarız. Dönem hakkında her türlü bilgiyi öğrenmek için her fırsatı değerlendiriyoruz anlayacağınız.

» Can Dündar diziyi modern bir Romeo - Juliet hikâyesi olarak nitelemiş... Bunun dışında dizi, anlattığı döneme ilişkin nasıl bir bakış açısına sahip?

Can Dündar'ın ve Yılmaz Karakoyunlu'nun dönemi yansıtış biçimi çok önemli benim için. Çok etkileyici bence. O dönemin siyasi ve politik yaşamı ve sosyal hayatı hakkında sadece okuduklarım ve araştırdıklarımla bilgi sahibi olmaya çalışıyorum. Can Dündar' a modern bir aşk hikâyesi olacağı konusunda katılıyorum ama dönemin yansıtılış biçimi de çok önemli. Düşünsenize, sadece babalarımızın yaşadığı siyaset dönemini değil, aynı zamanda onların yaşadıkları veya yaşayamadıkları aşk hikâyelerini de anlatıyor bu dizi. Çok etkileyici bir şey. Ve bu proje birçok açıdan bir tarih dersi niteliğinde olacak.

» Bir 'ilk' içinde bulunmak gurur verici

»Adnan Menderes'i merkez alan bir yapım gerçekleştirilmedi. Bu tür bir "ilk'in" içinde bulunmak size ne hissettiriyor? Tabi ki gurur duyuyorum ve çok heyecan verici buluyorum. Bir tabuyu yıkmak gibi bir şey bu. Dönem dizisi olduğu için daha bir dikkatli ve titiz çalışmak gerekiyor, bir şeyleri dikkate almamak gibi bir lüksünüz yok. Karakteri anlamak ve doğru yansıtmak gerekiyor, bu da doğal olarak heyecanınızı ve nasıl bir iş çıkardığınıza olan merakınızı ikiye katlıyor.

»Deprem Türkiye'nin sürekli gündem maddelerinden biri. Taylan kardeşler bu konuyu nasıl ele aldı Küçük Kıyamet filminde? Küçük Kıyamet konu itibariyle sadece bir deprem filmi değil. Rutine girmiş evli ve iki çocuk sahibi olan bir çiftin hikâyesini anlatıyor. Deprem korkusu yüzünden İstanbul'dan Antalya' ya tatile giden bir ailenin yaşadıklarının anlatıldığı bir gerilim filmi. Benim de "Türkiye'de" ilk sinema deneyimim; hep beraber göreceğiz yansımalarını. Seyircinin görüşü belirleyecek bunu da.

» Türkiye' deki sinema hareketliliğini ve yönetmen sinemasının öne çıkmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Hangi yönetmenler dikkatinizi çekti? Kimlerle çalışmak istersiniz? Sinema adına önemli bir gelişme diye düşünüyorum çok kaliteli ve içerikli filmler var çünkü. Görmeyi beklediğim filmler de var fırsat buldukça seyredeceğim. Son zamanlarda Türk sineması da çok iyi: "Uzak", "Meleğin Düşüşü", "Duvara Karşı" gibi filmleri örnek verebilirim. Yönetmen olarak, Nuri Bilge Ceylan, Ferzan Özpetek, Fatih Akın, Reha Erdem diyebilirim ilk aklıma gelenler olarak. İlk fırsatta Reha Erdem' in "Beş Vakit" ve Nuri Bilge Ceylan'ın "İklimler" filmlerini görmek istiyorum.

» Kısa film çektiğinizi biliyoruz. Uzun metrajlı bir film içinde kamera arkasına geçmeyi düşünüyor musunuz? Şu anda yönetmen koltuğuna oturmayı düşünmüyorum. 0 kısa filmi çekince bir film çekmenin ne kadar zor olduğunu anladım ama sette kamera arkalarında dolaşmayı, gözlem yapmayı çok seviyorum, yönetmenlerin açılarını ve teknik ekibin işini yakından takip ediyorum. Bu işin mutfağına da yakın durmaya çalışıyorum kısacası...

» Gelecek projelerinizden bahseder misiniz? Gelecek ile ilgili projeler benim için de belirsiz şu anda, ama ilerde bir tiyatro projesinde yer almak istiyorum tabi ki... Başka ne olabilir, onu gelen projeleri değerlendirirken göreceğim. Bakalım, gelecek için bir şey söylemek şu anda doğru değil. Bekleyip göreceğiz hep beraber