| HİLMİ YAVUZ 13 ARALIK 2006 |
'Hatırla sevgili o mes'ut geceyi...' Bu, Muhlis Sabahaddin Bey'in [Ezgi] bir nihavent semaisi. Güfte kimin ve kaç yılında bestelenmiş, bilmiyorum. Ama Muhlis Sabahaddin Bey, 1947 yılında öldüğüne göre, bu şarkıyı 1930'lu yıllarda bestelemiş olabilir. Şarkıda, o yılların edası var çünkü... Bu şarkı, şimdi, bir televizyon kanalında gösterilen bir dizinin adı: 'Hatırla Sevgili'. Dizinin fon müziği de elbette bu şarkı. Şarkının, bu dizi için seçilmiş olması, bugüne kadar gösterilen bölümlerine bakarak bir tahminde bulunmak gerekirse, konunun Büyükada'da geçiyor olması... Bilindiği gibi, şarkının ikinci dizesi, 'çamların altında verdiğin buseyi'dir ve çamlardan söz edildiğine göre, çekim mekanının adalardan herhangi biri, dolayısıyla da Büyükada olmasına uygun düşüyor.
'Hatırla sevgili' dizisi, neden beni ilgilendirdi? Genellikle televizyon dizilerine iptilası olanlardan değilim. Zihnen ya da bedenen yorgunken izlediğim diziler olmuştur, -hatta hoşlandıklarım da! Ama bugüne kadar, TV dizilerden söz etmek gereğini duymayan biri olarak, 'Hatırla Sevgili'yle ilgilenmem, dahası onu bir yazı konusu yapmaya kalkışmam, okurlarımı yadırgatmış olmalıdır. Müziği, deseniz, 'Hatırla Sevgili', sıradan bir şarkıdır; Muhlis Sabahaddin Bey ise, yine bana göre elbet, klasik musıkimiz alanında fevkalade vasat bir bestekâr... Daha çok operetleriyle ('Ayşe' Opereti gibi!), müzikal oyunlarıyla biliniyor; -o alanda 'iyi' olduğu söylenir, ama operet ya da müzikal oyunlarını değerlendirecek konumda değilim. Ayrıca, konumuz da bu değil!
Neden ilgilendim bu diziyle? Şundan: Dizinin mekânı Büyükada; zamanı ise 1959 yılı! Hem Büyükada hem de 1959 yılı, kısaca dizinin zamanı ve mekanı, benim yaşamımın, dizinin genç karakteri Ahmet'in yaşamıyla örtüşen bir kesitini veriyor da ondan... O yıl, ben 'Vatan' gazetesinin siyasi muhabiriydim, dizide sözü edilen siyasal olayların büyük bir bölümüne ya doğrudan, içinde yaşayarak ya da dolaylı olarak tanıktım; -hatta, bir ara, dizide, ya Ahmed'in halasını oynayan 'muhalif' gazetecinin ya da Ahmed'in babasının elinde, bir anlık bir görüntüyle beliren gazetenin 'Vatan' olduğunu sanmış ve o sayıdaki manşetin Uşak'ta, İsmet Paşa'nın başına taş atılmasıyla ilgili olabileceğini düşünüp heyecanlanmıştım. O manşet haber, benimdi çünkü; -Paşa'yı 'Vatan' adına, bu gezide ben izliyordum...
Adnan Menderes'in Londra'ya giderken geçirdiği uçak kazası ve o iki yılda (1958-1959) Demokrat Parti'nin sonunu hazırlayan olaylar: Tahkikat Komisyonu, gazetecilerin tutuklanıp cezaevlerine konulması, muhalefetin toplantıları, gösteri yürüyüşleri, 555K'lar! 'Hatırla Sevgili' bu tarihsel arkaplan üzerinden ilerleyen bir aşk öyküsü. Giderek, biri CHP'li öteki DP'li iki aile arasında, aşkları bir Romeo ve Juliet aşkına dönüşse de Yasemin ile Ahmet'in ilişkileri, benim işte tastamam o yıl, Büyükada'da yaşadıklarımla örtüşüyor. Dahası, ben, 1959'da 23 yaşındaydım; ne ben ne de sevgilim dizideki iki ailenin yaşadıkları köşklerde -ki, biri Con Paşa'nın öteki, (ne tuhaf raslantı!), 'Vatan' gazetesinin sahip ve başyazarı Ahmet Emin Yalman'ın köşküydü- yaşamıyorduk elbet! Ama ben, Ahmet kadar, haydi 'Annabel Lee' çevirisindeki o dizeyle söyleyeyim, 'sevdalı değil, karasevdalıydık' o günlerde... Faytonla Ada'da dolaşıyor, Aya Yorgi'ye çıkıyor, sahildeki kahvelerde oturuyor; siyasetten olduğu kadar (kaçınılmazdı bu!), şiirden, romanlardan konuşuyorduk. Gece son vapurla dönüyordum ben, sevgilim Ada'da kalıyordu, vapurda, yaz geceleriydi, dışarıda oturuyor, siyasetin bir karabasan gibi çöken tedirginliğini, o yaz aşkının bana sınırsız gibi görünen bahtiyarlığı ile birlikte yaşayarak, gitgide uzaklaşan ışıklarıyla Büyükada'ya bakıyordum...
Tomris Giritlioğlu'nu kutlamam gerek; -iki nedenle: Birincisi, Yılmaz Karakoyunlu'yu dizinin danışmanlarından biri olarak seçmiş olması dolayısıyla: Karakoyunlu benimle aynı yaştadır ve o yıllarda SBF'de öğrencidir; tarihsel arka planı iyi biliyor! İkincisi, her dizide boy göstere göstere yüzleri yıpranmış oyunculara iltifat etmemesi! Özellikle, dizide eşleri (ve anneleri) oynayan Ayda Aksel'i ve Lale Mansur'u kutluyorum. Ayda Aksel, Devlet Tiyatroları'nın en yetkin oyuncularından biridir: Bu dizide onu görmek, benim için başlı başına bir haz kaynağı oldu...