İclal Aydın/03.12.2006-Vatan Gazetesi YAZISI
 
Hatırla Sevgili

Hatırlamak bazen pek de rahat vermez insana. Sanırım bu yüzden çabucak unutmayı tercih ediyor insan kalbi...

Doğum ağrısını, ayrılık acısını unuttuğu gibi...

Unutmak iyi midir diye de düşünmekteyim kimi zaman da... Unutmasa nasıl dayanacak insan o kederle yaşamaya?

Unuttuğu için belki de patinaj çekmekte aynı insani hatalar üzerinde.

***

Cuma gecesi “Hatırla Sevgili” yi izlerken, çok çok iyi yazılmış, çok çok iyi çekilmiş ve çok çok iyi oynanmış bir projenin de varlığını görmek iyi geldi bana...

Zira (hiç seyretmedim sakın yanlış anlaşılmasın) bir kadının kaç paraya yatabileceğini sorgulatan bir başka güçlü projenin gölgesinde “hatırlanması gerekenler” yok sayılabilirdi...

“Sağcı solcu şeyi aman boş ver” diyen bir genç kuşak izleyici için yabancı dursa da o sağcı solcu şeylerinin bu ülkede neleri tepetaklak ettiğini anımsamak irkiltebilir belki birilerini... Sanmıyorum ama belki...

***

Bugünkü gazete başlıklarına bakarsak Türkiye iki uç noktada durmakta sanki.

Töre cinayetiyle, televizyon programlarındaki çürümüş modellerin delilikleri arasında bir boşluk var sanki.

Sanki artık ailelerin çocuklarını büyütürken yaşadıkları sorunlar, siyasetin ulusal ekonomiye, ulusal ekonominin aile bütçesine ettiklerinin hiçbir önemi yok.

Bir şeye inanmanın, bir taraf olmanın sorumluluğu, vatandaşlık bilinci, adalet ve aidiyet duygusu yok...

Üstelik bunların yeni günlük yaşam içinde bir anlamı da yok...

***

“Hatırla Sevgili” Cuma akşamı 1959 yılını anlatırken usul usul 1970’lerin sonu, 1980’lerin başları geldi aklıma...

Sokak çatışmalarının içinde saklambaç oynarken, “bir kadın 150 bin dolara bedenini satar mı?” durağına geldik...

Bu yazıyı rol aldığım dizinin setinde yazıyorum. İzleyicilerin Ferit oda diye bildikleri tavan arasında, pencereden bakarken az önce Asu Maralman geldi yanıma. “Sonbaharı mı seyrediyorsun?” diye sordu. “Evet” dedim... “Şu yaprakların uçuşuna bak...”

“Eeee” dedi “Her şey mutlak bitmeye mahkumdur. Bitecek ki her defasında yeni bir şey başlasın.”

Her şey hızla anı oluyor evet...

Az sonra bu yazıyı bitirecek ve aşağı ineceğim. Aşağıda beni yeni, heyecanlı ve belki de çok iyi bir iş devralmış olmanın ürkekliği içinde bir ekip karşılayacak. Makaralar dönecek. Kasetler bitecek. Zaman geçecek... Yine birarada günler ve geceler geçireceğiz.

Bir gün gelecek biz de tükeneceğiz...

Yeni şeyler başlayacak... Başlayacak her yeni günü sevinçle karşılayabilme gücü olmayacak içimizde her zaman.

Ama hiç unutmaycağız; her bitiş yeni bir başlangıçtır!

Pazar ekinde gidenlere güle güle demiştim...

Buradan da kapımızı henüz çalanlara merhaba demek isterim...

Hoşgeldiniz...