Teyzelerim, halalarım hepsi birer Nezahat'tı
Hatırla Sevgili dizisinin Nezahat'ı Lale Mansur: 60'lı yılların örf,
adet ve yaşayış tarzını bilmek dizide bana çok yardımcı oldu. O dönemden
Nezahat gibi çok kadın tanıyorum... Teyzelerim, halalarım... Hepsi birer
Nezahat'tı....
Oyunculuğa ilk filmi 1992 yılında Düş Gezginleri ile Altın Portakal
kazanarak hızlı bir giriş yapan Lale Mansur, şu aralar atv'deki "Hatırla
Sevgili" isimli dizi ile gündemde. Dizide Adnan Menderes hükümetinde
milletvekili iken, darbe sonrası hapse düşen Rıza'nın (Engin Şenkan) eşi
Nezahatı'ı canlandıran Mansur sorularımızı yanıtladı.
* Hatırla Sevgili'de kendinizden çok farklı bir karakteri canlandırıyorsunuz...
Nasıl bir kadın Nezahat sizce?
Aslında birkaç karakter teklif edilmişti, ben içlerinden Nezahat'ı seçtim.
Çok hoş, çok keyifli bir rol. Hayatın içinde çok değişen bir karakter.
Onun için çok hoşuma gitti ki epey bir Nezahat tanıyorum o dönemden:
Teyzelerim, halalarım...
* O zaman sizin için kolay olmuştur Nezahat rolüne adapte olmak...
Daha önceki jenarasyonları bilmek; ne yaparlar, nasıl oturur, kalkarlar, örf
ve adetleri nelerdir, epey bir gözlemim var. Bu bana yardımcı oldu.
* Peki bir döneme ışık tutan bir dizi... Size gelen tepkiler nasıl?
Çok önemli bir dizi bence. İlk kez Türkiye'de yakın tarihimizle ilgili bu
kadar ciddi bir dizi çekiliyor. Bir Altın Portakal kazandığımda tepki almıştım.
Altın Portakal'dan sonra bir de şimdi bu dizi ile çok konuşuldum. Çok
fazla izleyeni var 'Hatırla Sevgili'nin...
* Altın Portakal size neler getirdi peki?
Altın Portakal'ın gerçekten benim kariyerimde çok önemli bir rolü oldu.
Çünkü ilk filmimle aldım. Benim jenerasyondan gelen tecrübeli oyuncular
vardı o sıralar. Zuhal Olcay, Derya Baykal gibi... Benim o açığı
kapatmak için çok çalışmam gerekiyordu. Çalışmaya da devam ediyorum.
Bu yaz New York'a gidip orada oyunculuk dersleri alacağım. Çalışmanın ve
kendini eğitmenin sonu yok. İlk başladığın seneye göre çok daha
deneyimliyim artık.
* İlk başladığınız yıllardaki Türk sineması ile şimdiki Türk
sinemasını karşılaştırır mısınız?
Şu anda bence çok iyi. Büyük-küçük gişeye yönelik her türlü yapım
var. Ama halen bir sektör değil. Mesela bir sendikamız yok. Yani 23 saat çalıştırılabiliyoruz.
Özellikle televizyonda... Mesela yurtdışında diziler yarım saat. Biz
sanki bir sinema filmi çekiyoruz her hafta. Çok haksız bir şey.
* Sendika ile ilgili sizin çalışmalarınız var mı?
Yok malesef. Zamanım hiç yok. Düşünce özgürlüğü ile ilgili, Green
Peace gibi desteklediğim sivil toplum örgütleri var ama sendika çalışmalarım
yok.
* Boş zamanlarınızda neler yaparsınız?
Son iki senedir çello çalışıyorum. Herkesin bir enstüman çalması lazım
diye düşünüyorum. At biniyorum. Epey bir ara vermiştim. Ve seyahat
ediyorum.
* Evlilik iyi gidiyor, çocuk düşünüyor musunuz?
Evet 24 yıldır güzel giden bir evliliğim var. Ama çocuk düşünmüyoruz.
Avşar gibi popüler olmak istemiyorum!
* Hülya Avşar Altın Portakal almamaktan dolayı serzenişte bulunuyor. Siz
ödülü almış biri olarak Avşar'ı nasıl buluyorsunuz?
Avşar'ın oyunculuğunu çok beğeniyorum. Onunki bir seçim... Yani çok
fazla göz önünde olmak: Magazine kapıları sonuna kadar açmak ya da benim
gibi tamamen kapamak. Bunun avantajları da var dezavantajları da var. Ben çok
popüler olmak istemiyorum. Sadece yaptığım işle göz önünde olmayı
tercih ediyorum.
ÖZLEM AVCI - MAGAZİN