| Sabah Gazetesi |
'Fırsatını buldukça Ahmet'e baktım'
Hatırla Sevgili'de Ahmet'in nişanlısı Ayla'yı canlandıran Nergis Öztürk, gözüne çekilen eye liner'lardan, saçına yapılan krepelerden yorulsa da bir 'dönem işi'nde çalışmaktan çok mutlu..
Nergis Öztürk, genç ama dikkat çeken bir oyuncu. Dizideki sessiz, sakin Ayla'nın aksine oldukça hareketli bir yapıya sahip olan Öztürk, ekranda göründüğünden çok daha güzel. Özellikle de yemyeşil gözlerinin ekranda fazla fark edilmemesi çok yazık... Dün 27 yaşını bitiren genç oyuncunun en büyük hayali bir sinema filminde oynamak...
- Sizi Hatırla Sevgili'deki Ayla karakteriyle tanıdık. Ama bugüne kadar
neler yaptığınızı pek bilmiyoruz. Biraz kendinizden bahseder misiniz?
- Ben Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü
Oyunculuk Ana Sanat Dalı mezunuyum, yani okulluyum. 2003 yılında mezun oldum
ve aynı okulda bir yıl yüksek lisans yaptım. İstanbul'a Bahçeşehir Üniversitesi'nin
açtığı İleri Oyunculuk Yüksek Lisans Programı için geldim. 2006 yılında
da oyuncu olarak çalışmaya başladım.
- İlk oyunculuk deneyimini nerede yaşadınız?
Aslında ilk, Meral Okay'ın projesi olan ve atv için çekilen Körfez Ateşi
adlı bir dizide oynadım ama hiç yayınlanmadı. Çok güzel bir işti o, inşallah
Meral Okay'la bir daha çalışırım. Daha sonra Kızlar Yurdu'nda şımarık
bir zengin kızını canlandırdım. Hatırla Sevgili'den önce de Serdar Akar'ın
Barda filminde oynadım.
- Hatırla Sevgili projesine nasıl dahil oldunuz?
Barda filminin seçmelerine katılmıştım. Daha sonra Tomris Giritlioğlu o seçmelerin
kasetlerini izlemiş. Benim böyle bir projeden haberim vardı, Tomris Hanım da
böyle bir teklifle gelince reddetmedim. Zaten böyle bir şansım olmadığını
düşündüm açıkçası. Çünkü bir dönem işinde oynamak gibi bir hayalim
vardı. Ama sinema filmi diye hayal ediyordum hep.
- Oyuncuların çoğu dönem filminde oynamak istediklerini söyler. Bir
oyuncu için dönem filminin çekiciliği nedir?
Herkes adına bir şey söyleyemem ama benim için dönem işinin, nostaljik
demeyeyim de, başka bir ruhu var. Günümüz işinde her şey zaten olduğu
gibi aktarılıyor, içine çok fazla bir şey koymaya gerek kalmıyor. Ama işin
içine tarih girdiği zaman, fotoğraflara bakarak, kitaplar okuyarak uzaktan
tanık olduğunuz bir dönemin içinde buluyorsunuz kendinizi. Benim bir dönem
işinde oynamak istememin tek nedeni buydu açıkçası.
- Yaş olarak tüm o olayları, hatta 12 Eylül dönemini bile hatırlamanız
imkânsız. Peki ailenizde, 27 Mayıs, 12 Eylül süreçlerinden etkilenen, o günleri
sık sık anan biri var mıydı?
Evet, dedem birinci derece tanık. 68 kuşağından, işçi sendikalarının içinde
yer almış. Ama o dönemden sonra çiftçi olmayı tercih etmiş. Yalnız bu
konuyu onunla hiç konuşmadık, annemin, babamın söylediğine göre diziyi
izlerken gözleri doluyormuş. Ben çocukken, dedemin Ordu'daki evinde, vitrinin
bir kenarında duran kitapları vardı. Ben o kitapları karıştırdıkça, o
da bana masal gibi o hikâyeleri, neler yaşadıklarını, o dönem hayatın nasıl
olduğunu anlatırdı. Yani tüm bunları 13 yaşından beri dinlediğim için
üzerine bir şey anlatmasına gerek yoktu, zaten bildiğim bir hikâyeydi. Ben
zaten diziden önce de bu konularla ilgileniyordum.
- Dizi ilk başladığında Ayla çok öne çıkan, olayların ortasında
olan bir karakter değildi ama son zamanlarda daha çok konuşulur oldu.
Karakterinizin bu kadar önem kazanacağını baştan biliyor muydunuz?
Bizim projenin güzel ve özel bir tarafı var; hepimiz baştan hikâyelerimizin
nereye gideceğini biliyorduk. Bu kızın Ahmet'le böyle bir ilişkinin içine
gireceğini biliyordum mesela. Bildiğim için de karakteri baştan beri ona göre
kurdum. Mesela Ahmet'e doğaçlama bakışlarım da oldu benim, yani fırsatını
bulduğum her yerde Ahmet'e baktım açıkçası.
- Ayla aşkı uğruna her şeyi göze alan bir karakter, siz de öyle
misinizdir?
Hayır, değilim. Ya da hiç o kadar şiddetli bir aşk yaşamadığım içindir.
Yaşamış olsam belki de yapardım, bilmiyorum ki.
- Nergis olarak Ayla'yı canlandırırken o karaktere bürünüyorsunuz.
Zamanla Ayla, Nergis'i etkilemiş olabilir mi?
Ayla'nın Nergis'i etkilemek gibi bir şansı yok. Ama Nergis'in Ayla üzerinde
her zaman bir etkisi var. Ayla'yı yaratan benim sonuçta, benim içimden çıkan
bir Ayla o. Yani elbette ki benden pek çok şey taşıyor. Ama onun benim hayatıma
müdahale etme şansı hiç yok, çünkü o bir masal kahramanı. Onun buralara
gelip de dolaşma şansı yok ki, benim var ama. Onun gidemediği bir sürü
yere gidebiliyorum (gülüyor).
- Dizide 60'ların kıyafetlerini giyip, makyajını yapıyorsunuz. O
halinizi beğeniyor musunuz?
İtiraf edeyim, gözlerime çekilen eye liner'ı hiç sevmiyorum, onu sürekli
muhafaza etmek çok zor çünkü. Bazen o krepelerden de yoruluyorum ama genel
anlamda o görüntümü seviyorum. Zaten o kıyafetlerle yaratılmak istenen
atmosferin içine daha kolay giriliyor. Bizim dizinin büyülü tarafı orası
zaten.
- Gazetelerde, sette aşklar yaşandığına dair haberler çıktı...
Ben böyle bir şey bilmiyorum, yaşayan varsa onlara sorun. İnanın haklarında
aşk yaşadıkları söylenenler de hiç ilgilenmiyor bu söylentilerle. Zaten büyük
bir aşkı anlatan bir işte, böyle söylentilerin çıkması da çok normal
geliyor bana. Ayrıca yaşayan varsa da bırakın yaşasınlar, gençken aşk yaşamayacaklar
da ne zaman yaşayacaklar?
Sabah Gazetesi http://www.sabah.com.tr/ct/haber,176...AA45AA340.html