| OKAN YALABIK MUSTAFA
KIZIL - MAGAZİN dergisi....6 kasım |
Menderes döneminin
en aşık pastacısıyım'
Çok yakında atv'de start alacak olan 'Hatırla Sevgili' adlı dizinin başrol
oyuncularından Okan Yalabık, Adnan Menderes döneminde pastacılık yapan aşık
bir adam karakterini canlandırıyor.
Herkes Okan Yalabık'ı 'Serseri' adlı filmle tanıdı, sevdi. 'Çapkın' ile
de gönüllere taht kurdu. Her iki filmde canlandırdığı ele avuca sığmaz,
serseri aşık karakteriyle özellikle genç kızların gönlünü fetheden
Yalabık, şimdi bambaşka bir rolle izleyicinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.
atv ekranlarında 7 Kasım Salı günü start alacak 'Hatırla Sevgili' adlı
dizinin başrol oyuncularından Yalabık, Adnan Menderes dönemini anlatan
filmde pastane sahibi, pastacılık yapan aşık bir adam rolünde. Bu rolü
çok sevdiğini söyleyen Yalabık, "O dönemin en aşık pastacısı ben
olurdum" diyor. Beren Saat ve Cansel Elçin ile başrolleri paylaşan
Yalabık, yaşanan aşk üçgeninden ve anlatılan hikayeden herkesin mutlaka
ders alacağını belirtiyor. Yalabık ile 'Hatırla Sevgili'yi, o dönemi ve
dönemin aşklarını konuştuk.
'O DÖNEME YETİŞEMEDİM'
* 'Hatırla Sevgili'de biraz siyaset, biraz da aşk var. Projeyi anlatır mısınız...
Bu, çok özel bir proje. Siyasal tarih içerisinde çok önemli bir yeri var.
Hiçbirimizin kayıtsız kalamayacağı bir konuya değiniliyor. Dolayısıyla
böyle bir projenin içerisinde olmak açıkçası beni heyecanlandırıyor.
Televizyon için de dizi, drama yapıyoruz. Ama tamamen anlattığı şeyler
çok önemli... Kronolojik olarak Adnan Menderes dönemi. Tabii ben 1978 doğumlu
olduğum için o döneme yetişemedim. Fakat konuya hakim olmak için ciddi
araştırmalar yaptık.
* Ne tür araştırmalar bunlar?
Kronolojik bir iş yaptığımız için kafanıza göre, hayal dünyası doğrultusunda
çalışamıyorsunuz. Bu yüzden yapım kadrosu bizi yönlendirdi. Üç tane
de danışmanımız bize yardımcı oldu. Diğer taraftan yazar ekip çok güçlü.
Adnan Menderes ve etrafında geçen olaylar malum; aşk hikayesi... Çok
organik bir şekilde birbirine geçmiş.
TARAF TUTMADIK
* Projeye başlarken neler düşündünüz? Endişeleriniz oldu mu?
Hayır, hiç endişelenmedim. Değil endişelenmek, tersine çok heyecanlandım
diyebilirim. Son 2-3 yıla baktığımız zaman değişik bir şey yapıyor
olduğum için mutluyum. Dolayısıyla hiçbir çekincem olmadı...
* O dönemde iki karşıt görüş vardı ve bu görüşler, sivri uçlar günümüzde
de devam ediyor. Tepki toplayabileceğinizi düşündünüz mü?
Aslında dizinin böyle bir misyonu yok. Benim anladığım kadarıyla zaten
taraf tutmak mümkün değil. Üçüncü şahıs olarak biz taraf tutamayız.
Belgesel gibi değil ama bir şeyleri belgelemek ya da işaret etmek üzere gösterebiliriz.
Çünkü taraf tutmak kimsenin haddine düşmeyeceği gibi bize de düşmüyor.
Ama tabii ki insanlar birşeyler söyleyecektir. Özellikle dönemin tanıkları
ya da o dönemden sonra hayatının bir şekilde yönü değişmiş olanlar.
Ama susmak yerine konuşuyor olmak tabii ki çok daha güzel.
* Filmde canlandırdığınız Necdet nasıl biri?
Ailesiyle birlikte pastane işleten ve Yasemin'e çocukluğundan beri sırılsıklam
aşık bir karakter. Onunla aynı adada, aynı ortamda büyümüş; halktan
biri... Filmin politik kısmına gelecek olursak; bu çalkantılı dönem içinde
iki taraftan bağımsız, politize olmamış, herhangi bir tarafta bulunmayan
biri.
* Tarafsız bir kişilik yani?
Evet, bu kişi çalkantılı dönemde yapılanlar karşısında sorular
soruyor. Herhangi bir tarafa yaklaştığını görmüyoruz. Sadece bu iki
taraf arasındaki üçüncü bir taraf olarak ona bakan ve sorular soran bir
adam. Bu kişiyi kafa sesi olarak düşünebiliriz. Yapılanların karşısında
sorulması gereken soruları sormak için bu adamı konuşturuyoruz.
* İzleyici yeni rolünüzü nasıl karşılayacak? Sizi yine sevecek mi?
Benim için bu rolle ilgili süreç çok keyifli geçiyor ama izleyicinin
tepkisini bilemiyorum. Mekanlar, atmosferler çok başarılı. Tanıtımlar
yeni yeni dönüyor ama çok güzel mesajlar geliyor. Yen bir şey olduğu için
merak uyandırıyor. Sete geldiğim ilk gün beni hemen pastaneye götürdüler
ve pasta yaptırdılar. Buna inanamadım. Çekimlerin yapıldığı evler,
konaklar, öylesine büyüleyiciydi ki...
'PLATONİK AŞIĞIZ'
* Filmde siyasetin yanı sıra aşktan bahsediyorsunuz. Bu bir aşk üçgeni
mi?
Evet, tam anlamıyla bir aşk üçgeni. Üç kişi ama herkes birbirine
platonik olarak aşık. Bir kız ve iki adam arasında yaşanan aşk hikayesi.
Onlar için hayat, kader, matematik olarak birazcık platonik olarak bağlamış
ilişkileri. Bir buluşamama durumu var yani. Zaten nerede üçgen var, orada
ulaşılamayan bir durum vardır.
* Canlandırdığınız yeni karakterin sizi yansıttığını düşünüyor
musunuz?
Aslında, beni çok yansıttığını düşünmüyorum; rolümün hakkını
vermeye çalışıyorum. Yani, biz de yeni yeni başladık bu karakter oluşumuna.
* Çekimlere başlamadan önce ne gibi çalışmalar yapıldı? Öyle çalışmalar
yapılmış ki, bizim için inanamazsınız... Mesela, o dönemde çıkan
gazete küpürlerindeki başlıklar ya da bir sahnede Cansel'in okuduğu
kitapta bir not var. Ve bunlar eksiksiz olarak bizlere sunuldu. Okunacak
kitapların alternatifleri bile bize veriliyor. Bir sahnede o detayın görünüp
görünmeyeceğini bilmiyorum ama o detaylar bile veriliyor. Zaten böyle
olması gerekiyordu. Çünkü çok ciddi bir konu üzerinde çalışılıyor.
* Rolünüze hazırlanırken, pasta yapmayı öğrendiniz mi?
Tabii, bununla da ilgili bir çalışmam oldu. Bir pasta imalathanesine gittik
orada hamur, krema torbasıyla şekil verme gibi değişik çalışmalar yaptık.
Yani dizide emanetmiş gibi durmasın diye uğraş verdik. Ben de bu vesileyle
nasıl pasta yapıldığını da öğrenmiş oldum.
'ROLÜMÜ ÇOK SEVDİM'
* Bu rol size teklif edildiğinde neler hissettiniz?
İlk andan itibaren işe sempatiyle yaklaştım. İşin hem genelini, hem de
rolü çok beğendim. Rol, kendi içerisinde gerçekten çok renkli. Benim çok
sevdiğim bir karakteri anlatıyor. Bu çok önemli bir şey, her zaman denk
gelmeyebilir.
* Karakter çalışmalarına ne zaman başladınız?
Uzun sürdü mü? Bir ay öncesinden bizi yönlendirmeler başlamıştı.
Hamur yapma çalışmalarına ise çekimler başlamadan yaklaşık iki hafta
önce giriştik. üçdört sefer hamur çalışması yaptım. İyi iyi
becerdim
* Son aylarda dönem dizileri çok fazla gündeme gelmeye başladı. Bunların
bu kadar tutmasını neye bağlıyorsunuz?
Öncelikle alışılagelmişin dışına çıkılıyor bu dizilerde. Aslında
bu seyircinin talebi. Çünkü seyirci artık aynı şeyleri seyretmekten sıkıldı.
Yeni bir şey yapıldığı zaman olaya 1-0 galip başlarsınız. Çünkü
yeni bir şey merak edilir. İnsanlar bu dizilerde kendine ait bir şeyler
buluyor. Mesela ben... Benim 60'lı yıllara ait fazla bir bilgim yok. Bizim
diziyle ilgili şunu söyleyebilirim; Demirkırat belgeselinden bilgiler vardı
elimde. Ama böyle hafif hafif tanık olduğunuzda, araştırdığınızda
daha çok o dönemi öğreniyorsunuz. Şimdi sıra o dönemi anlatmakta. Önce
biz öğrendik ki gerçekçi olsun.
"Mavi Gözlü Dev'de Nazım'a sigara vereceğim"
Nazım Hikmet'in hayatınıanlatan Mavi Gözlü Dev filminde de bir rolünüz
var.Evet bir sahne için oraya gittim. Ama bu sahne benim için çok özeldi.
Rol için beni aradıklarında hemen kabul ettim. Nazım'ı tutsaklığı sırasında
gemiyle bir yerden başka bir yere taşıyorlar. Ve gemide bir deniz eri, güverteyi
paspaslarken bir türkü duyuyor. Daha sonra sesin geldiğiyere doğru gidiyor
ve sesin geminin altındaki kapaktan geldiğini farkediyor. Kapağı kaldırdığında
tutsak halde taşınan Nazım'ı görüyor. Daha sonra ona 1 paket sigara ile
bir kutu kibrit veriyor. Ve kapağı kapatıyor. Bütün sahnem buydu
filmde... Benim rahmetli dedem askerliğini Bursa'da askerlik yaparken, o sırada
Nazım da hapishanede tutukluymuş.Ve dedem, asker olarak onu çıkartır
gezdirirmiş. O zamanlar yapacak bir şey olmadığından Birinci sigarasının
paketi üzerine not alırmış bazışeyleri. Bunu da öğrenince çok
duygulandım. Bu arada eklemeden edemeyeceğim Nazım Hikmet'i oynayan Yetkin
Dikinciler inanılmaz...